Foxey Lady and Ugly Russian


Maria Sharapova bu yıl da toparlanabilmiş gözükmüyor, kariyerinin en iyi sezonlarından birini geçirmediği kesin. Bu turnuva öncesinde de en büyük favorilerden biri değildi. Ben çeyrek finalden öteye gidemeyeceğini düşünüyordum. Henüz 2. turda hiç beklenmeyen bir isme karşı set alamadan elendi. Vatandaşı Alla Kudryavtseva idi onu eleyen. Kendisi bunun tadını çıkarmakla meşgul şu anda da. Maria’nın kıyafetini beğenmediğini ve bunu motivasyon unsuru olarak kullandığını söyleyip, kendince dalga geçmiş Sharapova ile. Açıkçası ben Sharapova’ya çok da sempati besliyor sayılmam, sahadaki tavırlarına uyuz da olurum. Ama, bayan tenisi izlemem için benim de motivasyona ihtiyacım var ve ne giymiş olursa olsun Sharapova bana o motivasyonu sağlıyor. Bu sözleri hak ettiğini düşünmüyorum bu bağlamda. Laf motivasyondan açılmışken, aşağıdaki fotoğrafa bakıyorum da Kudryavtseva’nın yüzü de Sharapova için iyi bir motivasyon kaynağı olabilirmiş. Kullanamaması çok yazık olmuş…

“I don’t like her outfit. It was one of the motivations to beat her.”

Unutmayacağız: Gustavo Kuerten



Sevmeyeni az bulunan sporculardandı o. Çoğu otoriteye göre sıradan bir toprak tenisçisiydi. O, bunlara sezonu ATP klasmanında birinci kapatan ilk Güney Amerikalı olarak cevap verdi. Yetmedi, otoritelerin onun için imkansız gördüğü bir şeyi yaptı, aynı yıl içerisinde hem Agassi’yi, hem de Sampras’ı yendi salon turnuvalarında. Evet, belki hiçbir zaman sert kortta final oynayamadı ama kuşkusuz daha fazla saygıyı hak ediyordu Guga.


1997-2001 yılları arasında 3 Roland Garros kazandıktan sonra, önce düşüşe geçen bir kariyer, hemen ardından sakatlıklarla gölgelenen yıllar bekliyordu onu. 2004’teki sakatlığının etkilerinden bir türlü kurtulamadı, kardeşinin ölümünün şokunu da atlatamadı uzun süre. Her şeye rağmen geçen hafta yine tüm neşesiyle en sevdiği kortta, üzerine en çok yakıştığı kortta son görevini yerine getirmek için hazırdı. Mathieu karşısında durabilmesi imkansızdı, yine de hayranlarının sevgisini borçlu olduğu karakterine sırtını dönmedi, herkesin maçın bitmesini beklediği anda maç sayısını çevirdi, son numarasını gösterdi Fransız’a. Gerisini getirmeye yetmedi dizleri belki. 32 yaşında profesyonel tenise veda ederken, üstünde yine o uğurlu sarı-mavi tişörtü vardı. Rafter’la, Corretja’yla, Safin’le unutulmaz düelloları kaldı yadigar.
Unutmayacağız, Şampiyon!