Eylül 16, 1973

Eylül 28, 1932 – Eylül 16, 1973
Eylül 28, 1932 – Eylül 16
Eylül 28, 1932 –

Yaşamının son saatlerinde, derinlere uzanan köylü kökleri sayesinde askerleri, çocukluğunda gelişleri dayanılmaz acının yol açtığı çığlıkların başlayacağı anlamına geldiği için çok ürktüğü ebelere benzetmiş. Bu görüntüler işkence ve Prens’in sadist sırıtışıyla karışmaya başlamış. Ama o zaman bile Victor gelecek umudunu taşıyor, halkın gücünün sonunda bombalarla makineli tüfekleri yeneceğine inanıyormuş… İçinde hala kalan müzikle son dizelere eriştiğinde (‘Ne zor şarkı söylemek, dehşetin şarkısını söylemen gerektiğinde’) bir grup muhafız onu, Ulusal Stadyum’a nakledileceklerden ayırmaya gelmiş. Kağıt parçasını alelacele yanındaki yoldaşa vermiş, o da şaşkınlığına rağmen hızla alıp saklamış. Arkadaşları şiiri spor salonundan dışarı, dünyaya taşıyabilmek için parça parça ezberlemişler. Victor’u bir daha hiç görmemişler.

Çok sayıda insanın Ulusal Stadyum’a nakledilmesine rağmen Estadio Chile dolu kalmış çünkü sürekli başkalarını getiriyorlarmış. Elimde Victor’un görülüşüne dair iki tanıklık daha var… Birkaç saatliğine yakınında, aşağıdaki, işkence odalarına çevrilmiş soyunma odalarında bulunan birisi vasıtasıyla bana ulaştırdığı, kızları ve beni sevdiğini söylediği mesajı… Ve bir de daha sonra, herkesin önünde dövülmesi, Prens lakaplı subayın histeri krizine girmiş gibi, “Şimdi şarkı söyle bakalım piç” diye bağırması ve onca işkenceye rağmen Victor’un sesinin salonda “Venceremos”tan dizelerle çınlaması… Ardından gene dövülmüş ve çilesinin son bölümü için sürüklenerek götürülmüştü.
Spor salonu, güneye giden ana demiryoluna birkaç metre mesafededir, demiryolu Santiago yönünde işçi mahallesi San Miguel’den, Şehir Mezarlığı duvarına paralel geçer. 16 Eylül Pazar sabahı erken saatlerde mahalle sakinleri bu demiryolu yanında sıraya dizilmiş yatan altı ceset bulmuş. Hepsinde ağır yaralar varmış ve hepsi makineli tüfek kurşunlarıyla delik deşikmiş. Ölüleri tanımak için yüzlerine bakarken kadınlardan biri, çok değer verdikleri adamı tanımış ve “Victor Jara bu” diye haykırmış. Hatta kadınlardan birisi, mahalleye gelip şarkı söylediği bir gün evine çağırıp fasulye ikram ettiği için Victor’u şahsen tanıyormuş. Onlar ne yapacaklarını düşünürken örtülü bir minibüs gelmiş. Mahalle sakinleri korkarak hemen duvarın ardına gizlenmiş ve sivil giyimli adamların cesetleri ayaklarından sürükleyerek minibüse koyuşlarını izlemişler. Victor’un adsız, kimliksiz, toplu mezara konmaya hazır cesedi herhalde oradan morga götürülmüştü. Ama bir kere daha, bu sefer morg çalışanlarından birisi tarafından tanınacaktı.
Daha sonra, şiiri bana getirildiğinde, vasiyetini, elinde kalan faşizme tek direniş yoluyla, insanların hakları ve barış için mücadelenin tek yoluyla kaleme aldığını anladım…
Beş bin kişiyiz burada
Bu ufacık yerinde kentin.
Beş bin kişiyiz.
Kim bilir kaç kişiyiz daha
Kentlerde ve ülkede?
Burada yapayalnız
On bin el, tohum eken
Ve fabrikaları çalıştıran.
İnsanlığın ne kadarı
Açlıkla, korkuyla, panikle, acıyla
Ahlaki baskıyla, terörle ve çılgınlıkla
Yüz yüze?
Altımız yitip gitti
Yıldızlı göğe gidercesine.
Biri öldü, bir diğeri dövüldü, aklıma
Gelmezdi bir insanın böyle dövülebileceği.
Diğer dördü bitirmek istedi yaşadıkları dehşeti
Biri hiçliğe attı kendisini
Bir başkası kafasını duvarlara vura vura
Ama ölüm hepsinin bakışlarında.
Ne dehşettir bu faşizmin yüzünün yarattığı!
Planlarını bıçak keskinliğinde yürütüyorlar.
Hiçbir şey umurlarında değil.
Onlar için kan demek madalya demek,
Kıyımsa kahramanlık.
Ah, Tanrım, bu mudur yarattığın dünya
Yedi günlük mucize ve emeğin sonunda?
Bu dört duvar arasında sadece tek numara var
Ki o da ilerlemiyor
Ki o da yavaşça daha fazla ölüm istiyor.
Ama birden uyanıyor vicdanım
Ve görüyorum ki bu akışın yüreği atmıyor
Tek atan makinelerin nabzı
Ve askerlerin ebe yüzlerini gösterişi
Tatlılıkla yüklü.
Haykırsın Meksika, Küba ve
Dünyanın kalanı bu vahşete karşı!
On bin eliz biz burada
Hiçbir şey üretemeyen.
Kaç kişiyiz ülkede?
Başkanımızın, yoldaşımızın kanı
Bombalardan ve makinelilerden daha sert vuracak!
Bizim ilk darbemiz de yeniden!

Ne zor şarkı söylemek
Dehşetin şarkısını söylemek zorunda kalınca.
Yaşadığım dehşetin
Ölmeye durduğum dehşetin.
Görmek kendimi bunca insanın ve
Bunca sonsuzluk anının arasında
Sessizlik ve çığlıkların
Şarkımın sonunu getirdiği.
Gördüğümü daha önce hiç görmemiştim
Önce ve şimdi hissettiklerim
Doğurtacak anı…
Estadio Chile
Eylül 1973
Victor: Yarım Kalan Şarkı, Joan JARA
Versus Kitap, Mayıs 2010
Çeviren: Algan SEZGİNTÜREDİ

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *