Arsene’in Seçimi: Ya Boğaziçi Ya Haftaiçi



Emmanuel Frimpong da böyle olsun istemezdi. Liverpool karşısında ilk onbirde sahaya çıkan 19 yaşındaki ön libero, ilk yarı “kemik kıran” görüntüsüyle Jordan Henderson’ı biçmiş, Samir Nasri’den “Sakin ol adamım” ihtarını almıştı. Durmadı, ikinci yarıda da aynı performansını sürdürdü genç oyuncu. Dakikalar 69’u gösterdiğinde Lucas Leiva’yı biçti, ikinci sarı kartını görüp oyundan atıldı.

O anda İngiliz basını kalemlerini kağıtlarını hazırlamış, olası bir Liverpool golünü bekliyordu. Nitekim geldi de. Kenny Dalglish’in enteresan bir şekilde yedek başlatıp, ikinci yarıda oyuna aldığı Luis Suarez bir gol, bir asistle maçın seyrini değiştiren adam oldu. Başlıklar atılmaya başlanmıştı bile: “Wenger, kendi yarattığı sisin içinde kayboldu!” veya “Yağmur Wenger’in üzerine yağdı.” Öyle ya, bütün gün yağmurluydu Londra. Bundan iyi bir fırsat olamazdı şiirsellik peşinde koşan gazeteciler için.


Arsene Wenger devrinin sonu mu? Yeni binyılın başında Thierry Henry, Robert Pires, Patrick Vieira, Dennis Bergkamp gibi yıldızlarla tarihin en güzel top oynayan takımlarından birini yaratan, daha sonra ise gençlere yaptığı yaptırımla Avrupa futbolunda devrime imza atan Fransız teknik adam, son dönemlerde eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Cimri olmakla, para harcamamakla, gençlere takıntılı olmakla itham ediliyordu. Özellikle sezon başında tahminlerde bulunmak için masa başına oturanlar Arsenal kadrosuna bakıyor, bir daha bakıyor, bir daha bakıyor ve düşünüyordu. Wenger’in kuralları, prensipleri, takıntıları -adına ne derseniz diyin- artık o kadar çekici gelmemeye başlamıştı. Kendi yarattığı sistem, Frimpong’un tekmesiyle kendini vurmuştu.

Wenger üzerine tezler

Sanat düşkünü, mürekkep yalamış, çok okuyan kimliğiyle klasik teknik adam profilinin oldukça dışında bir isim olan Arsene Wenger, siyasete de oldukça teşnedir. Entelektüel birikimiyle hiç kuşkusuz Marksist literatüre girmiş, “eğiticinin kendisinin de eğitilmesi gerektiğini” okumuştur hayatının bir döneminde. Bülent Somay’ın geçenlerde eski hocası Hilmi Yavuz için kullandığı bu tabiri Wenger için kullanmamız biraz haddini bilmemek olacaktır, hiç kuşkusuz. Fakat ilk elde artık inadı bırakması, kendi ve takımı için yeni bir yol haritası çizmesi gerektiğini birilerinin hocaya söylemesi gerekecek.

Nereden mi çıktı bu? Frimpong atıldığında Arsenal kadrosuna bakan biri sahada şu 10 oyuncuyu görecekti: Szczesny, Jenkinson, Vermaelen, Sagna, Miquel, Nasri, Lansbury, Ramsey, Bendtner, Van Persie. Telegraph gazetesi yazarı Henry Winter’ın işaret ettiği gibi Carling Cup maçına çıkmak için ideal bir kadro. Yine bu isimlerle Erol Altaca Dersanesi’ni de küllerinden doğurmanız mümkün. Fakat Premier Lig bu değil. (Yazar burada “İşte Premier Lig bu” esprisini yapmaya çalışmış, kıyısından dönmüştür.)

Evet, Gervinho cezalıydı. Evet, Jack Wilshere sakat. Kieran Gibbs de öyle. Andrei Arshavin formsuz. Nasri’nin aklı başka yerde. Fakat tüm bunlar Arsenal’in geleceğinin karanlık olduğunu görmemize engel teşkil etmiyor. İskeleti genç oyunculardan kurulu bir takımının geleceğinin karanlık olduğunu söylemek paradoksal bir durum belki ama Wenger’in tedrisatından geçen isimlerin bir bir yuvadan uçtuklarını da görmemek için kör olmak gerek.

Aslında kötü bir oyuncu değil Frimpong. “Alıyor, veriyor, çok iyi oyuncu.” Belki bir gün Vieira’nın koltuğuna aday olur. Ama çok sinirli. Ama fazla agresif. Zaten Arsenal söz konusu olduğunda bir “ama” hep var. Yetenekli ama tecrübesiz. Başarılı ama kupa kazanamıyor. Potansiyelli ama devamlılığı yok. Son “ama” Wenger’e gelsin: Çok büyük ama çok inatçı.



Arsenal ile ilgili bir yazıyı bitirirken Nick Hornby’yi anmamak olmaz. “Fever Pitch”le kütüphanemizin baş köşesinde kendine yer edinen İngiliz yazar, Arsene Wenger’le ilgili bir defasında şöyle bir ifade kullanmıştı: “Hayatımı İyi Yönde Geliştiren İnsanlar Listesi’nde muhtemelen sekizinci sırada yer alan Arsene’i severim.” Hemen her Arsenal taraftarı böyle hissediyordur kuşkusuz. Çoğu futbolsever de aynı şekilde. Fakat Arsene’in bir karar vermesi gerekecek. Bir seçim. Biraz başarı. Birkaç kupa. Sonrasında tekrar görüşürüz elbette…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *