When the Game Was Ours #4



Hazırlık kampındaki ilk haftasında Bird, Cedric Maxwell kendisini ıslıkla “The Great White Hope”tan bölümler çalarak karşıladığında fazla önemsemedi. Bird çocukluk yıllarının tamamında French Lick’teki Valley Springs otelinde çalışan Afro-Amerikan gençlerle birlikte oynamıştı ve ırkları onun için hiçbir zaman bir anlam ifade etmemişti. 

“O zamanlar benim için önem arz eden tek şey, en iyi maçı bulabilmek ve böylece oyunumu geliştirmekti,” diyor Bird.

Fakat Amerika’nın geri kalanı aynı derecede açık fikirli sayılmazdı. Magic’e göre o dönemdeki tüm beyaz oyuncular, siyah taraftarlar için sadece yanlı ve çoğunluktaki beyaz medya tarafından şişirilmeleri sayesinde oynamaya devam edebilen bir avuç yeteneksizdi. Siyah oyuncular içinse beyaz taraftarlarda disiplin altına alınamaz ve temel yetileri eksik oyuncular oldukları yönünde bir basmakalıp yerleşmişti. Afro-Amerikanlar’ın oynadığı sokak basketbolunu izlemek için para ödemek istemiyorlardı. Bird ve Magic’in lige dahil oluşu, her iki ırk hakkındaki yanlış önyargıları dağıtma noktasında çok yardımcı oldu.

Magic şehre geldiğinden beri gittiği Crenshaw Bulvarı’ndaki berber dükkanında bir gün, yaşlı müdavimlerin Bird’den bahsettiğini duyunca bir süreliğine afallar. Daha önce onların bir beyaz oyuncunun adını andığını hiç duymamıştır, efsane “Pistol Pete” Maravich dahil…

“Bunu söylemek zorundayım, o beyaz çocukta iş var,” der berberi.
“Son geldiğimde sana bunu söylemiştim.”

“Söyledin, ama Rockets’a karşı finalde yaptığı şovdan önce bunlara kulak asmıyordum. [Moses] Malone’u aptala çevirdi, görmedin mi?”

İddia edilene göre sıfır çevikliğe ve atletizme sahip Bird, bir final serisi sonrasında berber dükkanındaki ihtiyar heyetini kazanmayı başarmıştı. Serbest atış çizgisinden kaçırdığı bir şutunu takip ettikten sonra havada el değiştirip bıraktığı basket bunun için yeterli olmuştu. Bu akrobatik hareket, Boston’ın 1981 şampiyonluğunun imzası haline geldi.  


Bundan kısa bir süre sonra, basketbol sahalarında 33 numaralı Bird formasını giymiş azınlıklar belirmeye başladı. Magic bunu ilk gördüğünde şaşırmıştı, biraz da gördüğü yer Los Angeles asfaltları olduğundan… Aynı dönemde [Bob] Lanier da Milwaukee’deki berber dükkanında Bird’ün kararlılığını öven eskilerle karşılaşıyordu.

“Bizim çocukların çoğu sokak basketbolundan geliyordu ve maç sırasında çok fazla ileri geri konuşulurdu,” diye anlatıyor Lanier. “Sonra Bird lige giriş yaptı ve sürekli konuşuyordu. Eğer konuşuyorsan ve sonra sahada o sözlerin hakkını verebiliyorsan, korkulması gereken bir adamsındır. Ve Larry her zaman hakkını verirdi.”

Bird’ün rakiplerini sözleriyle de yenme alışkanlığı, kısa sürede NBA’de herkes tarafından bilinen bir fenomen halini aldı.

Chuck Person çaylak sezonunda Christmas’a bir hafta kala takımı Pacers ile birlikte Boston Garden’a geldiğinde, yılbaşı tebrikleriyle onu bekleyen Bird ile karşılaşır.

(Çevirmen Notu: Person henüz bir çaylak olmasına rağmen, gazetecilere en çok malzeme veren Pacers oyuncusudur. Keskin şutörlüğüne hürmeten “The Rifleman” lakabını almıştır. Maçtan önce gazetecileri karşısında görünce mırıldanmaya başlar: “The Rifleman is coming, and he’s going Bird hunting.”)

“Senin için bir hediyem var,” der maç öncesinde Person’ın yanından geçerken.

İkinci yarının sonlarına doğru Bird çapraza doğru koşusunu yapar ve kenarda oturan Pacers oyuncularının -Person da bu gruba dahil- hemen önünden üçlüğü gönderirken o tarafa doğru döner: “Merry f—ing Christmas!”

(“When the Game Was Ours”, J. MacMullan, p. 102 ff)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *