The White Stripes (1997-2011)


Cumartesi gecesi festival kapsamında “Blur: No Distance Left to Run”ı izlerken, müzik belgesel janrı içinde -belki de benim için çok özel bir grubu ele aldığı için tepeden indiremediğim- “When You’re Strange”in hemen altına iliştirdiğim “It Might Get Loud” geldi aklıma. Filmin derdiyle biraz çelişse de, Jimmy Page gibi bir üstadın yanında bile şovu çalabilen Jack White karakteri… The White Stripes için burada birkaç satır geçsin istedim. Hala bir marangoza özgü o mükemmeliyetçi fıtratını koruyor White, ben bu projeyi nihayetlendirme kararını da buna bağlıyorum doğrusu. Zira grubu ilk günden beri takip eden ve yapısı gereği nostaljik davranıp eskiyi hak ettiğinden fazla değerle ihya etme eğiliminde olan kesim bile “Icky Thump”ın bu gitar-davul grubu için bir zirve noktası olduğunda hemfikir sayılırdı. Belki müzikal açıdan en yetkin albüm olduğu tartışılırdı, fakat grubun kendini gerçeklediği albümdü. Her ne kadar rahat durmayıp şimdilerde ruh halime pek iyi gelmeyecek “A Martyr for My Love for You” gibi şarkılar yarattıkları için kimi zaman öfkelensem de, onları her zaman rock tarihinde bir kilometre taşı olarak göreceğim gerçeğini gölgelemiyor bu. Belki rock tarihiyle bağdaştırarak da bir haksızlık yapıyorumdur, zira 18 yaşında duyduğu ilk andan beri Son House’un “Grinnin’ In Your Face” şarkısını pusula addetmiş gerçek bir blues adamının yaptığı müzikten bahsediyoruz. Bu jenerasyona böyle birinin hala mümkün olduğunu hissettiren özel bir adamın. The Dead Weather ile, The Raconteurs ile yaratmaya yeter ki devam etsin. Ben acısını çekmeye çoktan razıyım…

“We had a new world and it had three pillars: one was our heritage in music, the other was the Strokes and the other was the Stripes.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *