Anket Durumları #7 – Bracket 2010


Şuradaki benim hazırladığım, değerlendirmeler daha sonra gelir kendimi yeterli görürsem… Komite de Duke için öyle bir yol haritası çizdi ki, gece en rahat uyuyan Coach K olmuştur.

Ortabatı (St. Louis)

Biraz dengesiz bir dağılım olduğunu kabul etmek gerekiyor. Duke’un olası rakiplerinden ilerleyen kısımlarda bahsedeceğiz, fakat bu dengesizliği sağlayan bölgelerden biri de Ortabatı bölgesi. Kansas şu andaki tüm anketlerde ağır favori olarak ön plana çıkıyor. Geçen sene şimdiki gibi büyük bir ağırlıkları olmasa da birçoklarının kafasında Final-Four oynayabilecek bir takım gibi gözüküyorlardı. Bu sene ise ülkenin en yetenekli oyuncu grubundan oluşan dengeli ve derin bir rotasyona sahip oldukları hemen herkes tarafından kabul ediliyor. Bunu garantilemeleri için sezon boyunca istikrarlı bir grafik çizmeleri gerekti ve iyi yönetilen bu takım sezon boyunca sadece Oklahoma State ve Tennessee deplasmanlarından mağlup ayrılarak bunu başardı. Big 12 turnuvasında da Texas A&M ve Kansas State gibi NCAA turnuvasında sürprize imza atabilecek takımlar karşısında zorlanmadan şampiyonluğa koştular. Bill Self yönetiminde çok sınırlı kadrolarla dahi başarıya koşabildiler. Takımın başında bulunduğu dönemde 201-42 gibi muazzam bir dereceye sahip olan Self, bu sezon ikinci NCAA şampiyonluğunu kazanırsa okul tarihinde Roy Williams düzeyinde bir efsane olma yolunda büyük bir adım atacak. Raef LaFrentz ve sınıfındaki diğer elemanları iç saha maçı kaybetmeden mezun eden bir coachun mirasından bahsediyoruz, Self’e saygı duymamak imkansız.


Fakat Ortabatı bölgesi açık ara en çok prospecti içinde barındıran ve gelenek sahibi okullarla dolu bir bölge oldu. Ülkenin dört bir yanından scoutların da şimdiden St. Louis’de kendilerine uygun otel arayışında olduğunu tahmin etmek güç değil. Bu noktada Chad Ford’un Twitter üzerinden açıkladığı teorisini hatırlatmak lazım:

“Did David Stern make the brackets? NBA GMs and scouts can camp out in two regions (East and Midwest). Committee did them big favor.”

Burası öyle bir oyuncu cenneti ki 13 numaralı seribaşı bile kadrosunda eyaletin sayı kralını barındırıyor. Houston, guardı Aubrey Coleman’ın önderliğinde Conference-USA’de Memphis ve UTEP’yi geride bırakarak şampiyonluğu kazandı. İlk turda buradaki en büyük yeteneklerden biri olan Greivis Vasquez’i zor bir görev bekliyor. Fakat bugüne kadar savunmada geri adım atmamasıyla dikkatimi çekmiş karakterli Venezuelalı’nın takımı Maryland’in ilk turu zorlanmadan geçeceğini ve hatta yarı finaldeki Kansas maçına kadar yoluna devam edeceğini düşünüyorum. İkinci turda büyük bir sürpriz olmazsa izleyeceğimiz Ohio State-Oklahoma State kapışmasında geçtiğimiz haftasonunda bolca bahsettiğim Evan Turner’ın karşısında 2010 draftinin bir diğer lotarya adayı James Anderson olacak mesela. Anderson büyük maçlarda sinebilen bir yapıya sahip -ya da haksızlık etmeyelim, bu yönden Turner kadar kuvvetli değil diyelim- fakat buradaki hiçbir sonuç da kimseyi şaşırtmamalı. Turner’ın takımı kısalarına fazlasıyla bağımlı ve ben Sweet Sixteen’i bile bu kadro için başarı olarak görürüm. Fakat bu sınıfta en beğendiğim elemanlardan olan Greg Monroe ve Georgetown -tıpkı Batı bölgesindeki Pittsburgh gibi- birçok 2 numaralı seribaşından daha iyi durumda gözüken bir 3 numaralı seribaşı anlamına geliyor. İkinci turdaki Northern Iowa maçı bile büyük bir test olacaktır Self’in öğrencileri için. Turnuvanın en büyük iki favorisi Kansas ve Kentucky’yi sezon içinde mağlup eden Tennessee’den, güç kaybetse ve kötü bir sezonu geride bırakmış olsa da Tom Izzo’nun yönetiminde her zaman potansiyel tehlike olan son finalist Michigan State’ten daha bahsetmedim bile… Bahsetmeyelim de zaten.

My Pick: Georgetown Hoyas
My Watch List: Evan TURNER (Ohio State), Greg MONROE (Georgetown), Xavier HENRY (Kansas)

Batı (Salt Lake City)

Buranın 1 numaralı seribaşı ise iyi götürdükleri sezonun sonunda önce Louisville’e, sonra da konferans turnuvasının ilk turunda Georgetown’a kaybettikten sonra birçoklarının güvenini kaybeden Syracuse. Bu takım iyi basketbol da oynayınca çok desteklenesi bir takım oluyor hakikaten, belki Gürkan Menteş’in sürüklediği turuncu sempatisinin de payı vardır bunda. 2003 şampiyonu olan Carmelo Anthony ve Hakim Warrick takımı böyle bir takımdı, bazılarına göre finalde Kansas’ı yenerek şampiyon olan o kadrodan bu yana yakalanan en iyi Orangemen kadrosu burada. Fakat otoriteler korkunun kokusunu aldı mı onları ikna etmek zordur, bu konferansın Amerikalılar’ın deyimiyle birçok ‘upset’ hadisesine sahne olacağı konuşuluyor. Henüz ilk turda özellikle yeni yüzyılda çıkışa geçmiş ve bu turnuvaya bir ayak alışkanlığı geliştirmiş Vermont’la eşleşmek de Orangemen camiasını çok mutlu etmedi. 1 numaralı seribaşı oldukları bir sezonda daha kolay bir ilk tur eşleşmesi bekliyor olmaları anlaşılabilir, özellikle de Vermont’ın okul tarihindeki tek NCAA galibiyetini Syracuse’a karşı yine bir ilk tur mücadelesinde aldığı gerçeği düşünülürse… Marqus Blakely diye ismini çok duyduğumuz bir eleman var mesela, savunmadaki bloğun üzerine tam saha koşup üzerinden vurur, ne olduğunu anlayamazsın. Takımın pota altında önemli bir role sahip olan senior Arinze Onuaku’nun son maçta dizinden bir sakatlık geçirip oyuna geri dönmediğini ve bu maç için ne derece hazır olduğunun bilinmediğini de ekleyelim. NBA basketbolunun aksine genellikle daha dar rotasyonlarla oynayan takımlar için bu ölçüdeki sakatlıklar gerçekten çok yıpratıcı oluyor.


Andy Rautins benim beğendiğim, fakat zayıf fiziği ve yavaş ayakları nedeniyle NBA için ne kadar uygunluk gösterdiğinden emin olmadığım güzel bir adam. Aynı zamanda 2 numara oynamak için boyu da sıkıntı yaratacaktır NBA’de. Fakat bunları bir kenara koyarsak bu takımda liderliğini -skor liderliğinden bahsetmiyorum- kabul ettirmiş durumda ve takımı iyi yönetiyor. Jim Boeheim’in kenardaki varlığı, önümüzdeki draftte ilk 5 sıradan gitmesi beklenen junior Wesley Johnson’ın yeteneği ve ilk turda kardeşine karşı mücadele edecek Kris Joseph, Scoop Jardine, Rick Jackson, Brandon Triche gibi rol oyuncularıyla ben bu takımın sonuna kadar gidip, bu bölgeyi kazanacağını düşünüyorum. Sağlıklı kalabildikleri takdirde pek tabi…

Vanderbilt’e 4 numaralı seribaşı koltuğunu yakıştırabilen pek fazla kimse yok. Aşağıdan gelen 3 numaralı seribaşı Pittsburgh’ün Syracuse’a göre daha başarıya yakın bir kadro olduğunu savunanların sayısı ise oldukça fazla… Kansas ile Big 12 finalinde başa baş mücadele eden Kansas State, Jimmer Fredette’i kadrosunda bulunduran Brigham Young, ‘kolej takımı hüviyetindeki’ Butler ve hatta Gonzaga buradan çıkacak takım olma noktasında birtakım otoritelerden geçer not almış. Dick Vitale Kansas State demiş mesela, bir köşeye not etmek lazım…

My Pick: Syracuse Orangemen
My Watch List: Wesley JOHNSON (Syracuse), Matt BOULDIN (Gonzaga), Jimmer FREDETTE (BYU)

Doğu (Syracuse)

Burayı kimin kazanacağını tahmin etmek çok kolay değil, özellikle Kentucky -benim de dahil olduğum bir çoğunluğa göre- ülkenin en yetenekli oyuncu grubuna sahip, fakat bu oyuncuların yeterli tecrübeye sahip olup olmadığı tartışmaya fazlasıyla açık. Fakat sizi temin ederim ki tüm bölgelerdeki en zevkli ilk tur maçlarından biri Temple ile Cornell arasında olacak. Geçmiş yıllardaki veriler incelendiğinde 5-12 eşleşmelerinin istatistik bilimini küçük düşürecek bir seyir gösterdiğini fark ediyoruz. Son yıllarda 5-12 eşleşmelerinden çıkan sürpriz sayısı, 8-9 eşleşmelerinden çıkanları geride bırakıyor ki biz onları sürpriz diye bile nitelendirmiyoruz aslında. Tam çözemiyorum bu 5-12 olayındaki gizemi, biraz efsane pokerci Sammy Farha’nın eline her 2-6 geldiğinde istisnasız olarak pota girmesine benzetiyorum. Bu seneki 12 numaralardan sadece UTEP’ye Butler önünde şans tanımışım kendi hazırladığım bracket için, fakat buradan gelecek bir sürpriz de aslında pek fazla kimse için sürpriz olmayacaktır. Pota altında Jeff Foote adında, çok sık rastlanmayan aktiflikte bir 7-footer bulunduruyorlar. Oyun kurucuları Louis Dale ve dışarıdan skor yaratırken hiç zorlanmayan Randy Wittman ile birlikte bir 12 numaradan beklenmeyecek kadar güvenilir silahla buraya geliyorlar. Fakat Jeff Van Gundy’nin Final-Four adayı olan bu takımın avantajlarından bahsederken söylememiz gereken ilk şeyi sona sakladık: Takım kimyası.


Ivy League’de Penn ve Princeton’ın dominasyonunu kırmayı başaran ve geçtiğimiz ocak ayında Kansas’ı yenerek sükse yapan Cornell’in kadrosunda sekiz adet son sınıf öğrencisi bulunuyor ve bu oyuncular dört yıldır kampüs yakınlarında “The Dog Pound” olarak anılan 14 yatak odalı bir evde birlikte yaşıyorlar. Yahoo! Sports yazarı Jeff Eisenberg’ün haberine göre 13 kişilik takım kadrosu ve head coach Steve Donahue böyle bir yaşam stilini benimsemişler. Düzenlenen LOST geceleriyle ve Nintendo turnuvalarıyla, koltuk üzerindeki boş pizza kutuları ve dolaptaki son kullanma tarihi geçmiş sütlerle İstanbul’daki herhangi bir öğrenci yurdundan çok farklılık göstermiyorlar. PES oynadıklarını sanmıyorum, fakat gündemin geri kalanı aşağı yukarı aynı… Bir deplasman turunda takım elemanlarının ‘doğruluk mu cesaret mi’ oynamış olmalarını ise pek tasvip etmiyorum, biz burada bile bu şebeklikleri lisede bıraktık ki kız bulundurmayan bir ortamda bu oyunun işlevsizliğine hiç girmiyorum.

“Geoff Reeves was picked on early and often: he was dared to simultaneously wear an article of clothing from each participating player until his next turn, then one turn later was required to give himself a toothpaste mustache. I was dared to let a blindfolded Ryan Wittman draw a highlighter mustache on my face. He didn’t do a terrible job either. (The color was green, if you were curious.)”

Forvet Jon Jaques’ın New York Times’daki bloguna yazdığı bu ibretlik satırların üzerine tekrar turnuva atmosferine giriyoruz ve bir gözünüzün hak ettiklerinin aşağısında sıralanarak bu eşleşmeye zorlanmış iki takımın maçında olmasını öneriyoruz… Kentucky’de John Calipari’nin ilk senesinde John Wall, DeMarcus Cousins ve Eric Bledsoe gibi ülkenin en önemli birkaç liselisinden üçüyle ihya edilmesi çıtayı da yukarı çekiyor ister istemez. Fakat ‘sekiz adet son sınıf öğrencisi’ dedik biraz yukarıda, genç uzun Cousins’ın da işler mental açıdan güçleştiği zaman takıma ne kadar zarar verebildiğini SEC turnuvasında tecrübe etmiş olduk. Bu noktada uzatmaya giden o finali kaybeden Mississippi State’i ve evladım Jarvis Varnado’yu dışarıda bırakan komiteye selamlarımı gönderiyorum. Kentucky’nin ikinci turda büyük bir hayal kırıklığı olmaktan öteye gitmeyen Wake Forest veya Doğuş Balbay’ın uzun süreli sakatlığıyla iyiden iyiye kaosa sürüklenen Texas ile eşleşecek olması bu genç takımın ritm bulması adına avantaj. Sweet Sixteen aşamasındaki olası Wisconsin maçını kazandıkları takdirde Final-Four’da olacaklarını düşünüyorum Wall ve çetesinin, açıkçası oradaki favorim de Kentucky olacak… Fakat Wisconsin ülkenin en iyi savunma yapan takımlarından biri ve bu genç oyuncuların karşısında görmeyi kesinlikle istemeyeceği bir oyun stiliyle başarıya gitmeyi biliyorlar. Aşağı tarafta Pac-10 şampiyonu Washington’ı ve Pondexter-Thomas ikilisini ayrı bir gözle izleyeceğiz. Bir başka gurbetçi topçunun takımı West Virginia da Big East turnuvasını kazanarak geçen haftanın en çok konuşulan takımlarından biri olmayı başarsa da o yolda son topların büyük bir katkısıyla ve biraz da ağır aksak ilerlemiş olduğunu söyleyebiliriz. Bu bölge de bir prospect cenneti bu arada, yukarıda kaçırmış olanlar için bir kez daha hatırlatayım.

My Pick: Kentucky Wildcats
My Watch List: John WALL (Kentucky), Damion JAMES (Texas), Quincy PONDEXTER (Washington)

Güney (Houston)

Şu bölge ile Ortabatı bölgesine arka arkaya bakıp da komitenin aslında ağır saçmalamadığını savunabilecek biri olduğunu düşünmüyorum. Burada dengesiz dağılımdan çok, bu dengesizlikten en büyük yararı görenin Mike Krzyzewski ve Duke olmasına takılıyor Amerikalılar. Ülke çapındaki en büyük rakibi UCLA’in ve bölgesel kanlısı North Carolina’nın olmadığı bir turnuvada seyirciyi ekran başına çekmek için eldeki reytingi en yüksek okula olabildiğince fazla maç oynatmak istemiş olmaları kulağa en makul gelen komplo teorisi durumunda… Aslında komplo teorisi demek bile haksızlık olabilir, biraz görünen köy durumu söz konusu. Lafı Coach K’in milli takımdaki statüsüne getirenler de var ki biz bu muhabbete ülkemizden de aşinayız, o biraz daha sığ bir eleştiri gibi sanki…

“But let’s deal with the reality of why Duke was given a favorable draw. The NCAA is desperate for television ratings. The $6 billion CBS paid over 11 years financed a lot of things the NCAA likes to do – stuff like propping up nonrevenue sports.

Honestly, it wouldn’t surprise me if the NCAA mandated that Christian Laettner, Grant Hill and Shane Battier referee all of the Blue Devils’ tournament games.”

Fakat basında herkes söz birliğine varmışçasına Final-Four gelene kadar turnuvanın Duke için zorlayıcı olmaktan çok uzak olacağını ve Duke’un elini kolunu sallaya sallaya son dört içine kendisini atacağını yazıyor ki bunu biraz anlamsız buluyorum. 1 numaralı seribaşları arasında da birinci muamelesi gördükleri bir kuranın sonrasında dahi asıl mesele Duke’un 1 numarayı gerçekten hak edip hak etmediğiydi. Bu düşünceye sahip adamlar, yazının sonunda da bu konferansta Blue Devils için tehdit unsuru olabilecek tek takım bile olmadığını iddia ediyorlar. Garip… Duke’un ihtimaller dahilinde en rahat rakiplerle çevrelendiği açık, fakat Duke için hiçbir grubun walk-over anlamına gelmesi de mümkün değil. Benim tahminlerimde bir ‘early upset’ söz konusu hatta Coach K için, burada o tahminlerin henüz kuranın dumanı üzerindeyken yapılmış olmasının da payı büyüktür. Tim Montgomery ve Rick Pitino gibi NBA seviyesinde de çok başarısız olmamış, fakat kolej basketbolunda çok daha değerli iki coachu karşı karşıya getirecek California-Louisville eşleşmesinden gelen takım, Blue Devils’ın ikinci turdaki rakibi olacak ve kamuoyunun takım hakkındaki şüpheleri oyuncular üzerinde bir güvensizlik yaratacaktır. Aslında ilk tur bu güvensizliği ortadan kaldırmak için var, fakat play-in galibiyle oynanacak ilk tur maçı kaç farkla kazanılırsa kazanılsın o soru işaretlerini dağıtmaya yetmeyecektir.


Son yıllardaki en zayıf Pac-10 oynandı bu sezon, orada parlayan tek takımdı belki de California. NBA’de Jerome Randle tarzında birçok oyuncu kontrat buluyor. Jannero Pargo’yu örnek gösterebilirim mesela dün geceden anıları tazeyken… Fakat Pargo’nun türünün şanslı bir örneği olduğunu kabul etmek gerek, daha ziyade Avrupa için spesifikasyon gösteren bir guard. Yalnız yanında yıllardır birlikte oynadığı Patrick Christopher ve takımın mental lideri Theo Robertson ile çok tehlikeli bir dış üçlü oluşturuyorlar. Randle tam bir catch-and-shoot adamı, buna karşın Robertson ise pozisyonu hazırladığınızda setin bitiminde cezayı kesen adam konumunda. Christopher’ın ise bu üçlü arasında yapıştırıcı görevini layıkıyla yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Fakat pota altında ilk maçta Samardo Samuels bile büyük sıkıntı yaratacaktır, bu yetersizliğin bedelini çapsız UCLA kadrosuna karşı bile ödediler ilk yarıda. Purdue’da Robbie Hummel’ın sakatlığı çok büyük bir sıkıntı yaratacaktır ki ilk turda Siena’yı daha şanslı gördüğümü söylemeliyim. Daha önce de bahsettiğim gibi dar rotasyonlarla oynamaya alışık takımlarda bu ölçüde sakatlıklara sağlıklı reaksiyonlar verilemiyor. Geçen sene drafte katılacağı söylenen fakat istediği garantileri alamayınca geri çekilen Luke Harangody’nin takımı Notre Dame da burada konuşulmaya değer takımlardan biri olacaktır. Geçen sene Lakers için de adı geçen 2008 Big East Player of the Year, sezon sonuna doğru beş maç kaçırmasına yol açan bir sakatlık geçirmişti ve bu sakatlık sırasında takımın rol oyuncuları büyük gelişme gösterdiler. Pittsburgh’ü yenerek Big East turnuvası finaline çıkarken, fiziken hazır olmayan Harangody’den sadece 20-25 dakikalık bölümlerde faydalanabildiler. O dakikalar da takım adına en güzel dakikalar olmadı doğrusu. Harangody sezon başındaki görüntüsüne dönerse hem Irish tarihinde Pat Garrity ve Troy Murphy ile birlikte çok büyük bir yere sahip bu adamın draft sırası artacaktır, hem de takım bir sürprize imza atacaktır. Ülkenin en iyi pota altı silahlarından junior Ekpe Idoh’a sahip savunmacı Baylor, Donald Sloan’un takımı Texas A&M ve birçok otoritenin Final-Four adayı durumundaki Reynolds-Fisher ikilisiyle bölgenin en sağlam backcourtuna sahip Villanova sürprize imza atabilecek takımlar. Villanova’nın geçen seneki yapısını bulabileceğini düşünmüyorum, Richmond maçı bile yolun sonu anlamına gelebilir. Turnuvadaki en iddialı seçimim, bir başka deyişle dark horse adayım California.

My Pick: California Golden Bears
My Watch List: Jon SCHEYER (Duke), Theo ROBERTSON (California), Ekpe UDOH (Baylor)

3 thoughts on “Anket Durumları #7 – Bracket 2010”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *