Viva España

7 Haziran’da başlayan turnuva 29 Haziran’daki final maçıyla sona erdi. Son turnuvaya oranla futbol kalitesi yüksek ve keyifli bir turnuva oldu. Son sıkıcı 2004 turnuvasının şampiyonu Yunanistan’ın da 0 puan alarak eve erken dönüş yapması dikkat çeken noktalardan biriydi. Doğu Avrupa temsilcileri Rusya ve Türkiye de oynadığı futbol ve tutkularıyla turnuvaya renk katan diğer faktörlerden biri oldular. Belki de 1988’den sonraki en kaliteli Avrupa Şampiyonası diyebiliriz.

Gelelim büyük finale. İlk önce Alman cephesinden bakarsak, Portekiz maçı hariç çok kötü futbol oynayarak finale kadar geldiler. Hatta Türkiye maçında Lehmann hayatında bir maçta kalesinde gördüğü en fazla sayıda şutu görmüş bile olabilir. Ama disiplinden kopmamaları maçı Almanya tarafına götürdü.

İspanya ise son 7-8 yıl U-17, U-19, U-21 turnuvalarını domine ederek başarı yolunu açmıştı. Yeni yıldızları ile total futbolun tüm gerekliliklerini ortaya koydular finale gelinceye kadar. Rusya ile oynadıkları iki maçta da futbola doyduk adeta. La Liga gibi müthiş bir lige sahip ülkenin son kupasını 1964 yılında alması da oldukça garipsenecek bir durumdu bana göre. Ve İspanya bu başarısız geçen yılları unutturmak için eline büyük bir fırsat geçirdi.

Gelelim büyük maça… Maç öncesi oynadığı futbol ve sahip olduğu süper yıldızlar nedeniyle İspanya finalin favorisi olan taraf olarak görünüyordu. Ama Almanya da tarih boyu gösterdiği başarılarla kafada soru işaretleri bırakıyordu, şansları da cabası.

Saatler 21:45’i gösterdiğinde büyük maç başladı. İlk 10 dakika karşılıklı ataklarla geçti, ama o andan itibaren İspanya kontrolü eline aldı ve Almanya kalesine yüklenmeye başladı. Adeta Türkiye-Almanya maçının kopyası gibi devam ediyordu maç, İspanyol oyuncular kaleye vuruyor ama Lehmann’ı bir türlü geçemiyorlardı. Derken 33. dakikada Torres çıktı sahneye. Lahm’ın büyük hatasıyla topu alan Torres topu ağlara gönderip ilk yarının skorunu belirledi. İkinci yarısı da İspanya üstünlüğüyle geçen maç 1-0 sona erdi ve İspanya 44 yıllık hasretine son verdi.

2004 yılında Yunanistan ile başlayan ve kulüp takımlarında Chelsea ile devam eden savunma ağırlıklı futbol akımı sona ermiş gibi duruyor, umarım da ermiştir. İspanya koşan ve teknik oyuncularıyla gözlerimizin pasını sildi adeta son iki maçta. Rusya, Hollanda, Hırvatistan da oynadıkları güzel futbolla kaliteyi arttırdı. Her turnuvanın sonu adettir ya en iyi kadro yapılır, yazımı ben de gözlemlerime göre yaptığım 11 ile bitireyim.

GK: Iker Casillas (İspanya)

LB: Yuri Zhirkov (Rusya)

CD: Carles Puyol (İspanya)

CD: Christoph Metzelder (Almanya)

RB: Sergio Ramos (İspanya)

LM: Andrei Arshavin (Rusya)

CM: Wesley Sneijder (Hollanda)

CM: Marcos Senna (İspanya)

RM: Hamit Altıntop (Türkiye)

ST: David Villa (İspanya)

ST: Semih Şentürk (Türkiye)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *